Türkiye'de belli medya organları Deniz Feneri'nin asıl failleri Türkiye'de diyor ve bunu Alman yargısına dayandırıyor. Eğer bu doğru ise ben Almanları yanlış tanımışım, yada bize Almanlar çok fazla abartılarak anlatılmış. Medyada yer aldığı gibi ciddi deliller ve suçlamalar var ise neden bunlar Türkiye'ye gönderilmiyor. Suçlular neden istenmiyor. Almanlar bunu düşünemiyor mu? Delilleri belgeleri yolla şu isimlerde karışmıştır işte kanıtları de gereğini yap.
Buradan benim çıkarımım, ya Alman savcı ve hakim görevini kötüye kullanıyor o zaman Neden asıl sorumlular için interpol aracılığı ile tutuklama kararı aldırmıyorlar, yapabilirler buna hakları ve yetkileri var diye biliyorum, Neden Türkiye'den suçluların iadesi talebinde bulunmuyorlar. Almanlarda mı dedikodu yapıyorlar, yoksa yoksa bazı siyasi ve ticari çevreler, haberleri kendi istediği gibi çarpıtıyor mu? Acaba hükümetle bir derdi olanlar Deniz Feneri üzerinden mi hesabını görüyor.
Yolsuzluk kim yaparsa yapsın önemlidir ve suçtur ve istifa gerektirir, özellikle partisinin trilyonu buharlaşanlar bu konuda daha hassas olmalıdır. Doğan Medyasında herhlade ben fark etmiyorum, CHP'li Bayram Meral'in sendikada yaptığı usulsüzlük iddiaları, yine CHP'li Derviş Gündayın TESK'te yaptığı usulsüzlük iddiaları, CHP Çankaya Belediye Başkanının kendi partililerini suçladığı ses kayıtları, Ergenekon davası, Deniz Feneri kadar büyük yer almıyor. Yazıktır çalışanın alınterinin sömürldüğü, gasp edildiği iddiaları var ama bazı basın yayın organları görmüyor, duymuyor, bilmiyor. Sahi ne oldu CHP'nin kayıp trilyonu. Erbakan neler çekti kayıp trilyondan hatırlayın bir, yasalar herkese eşit uygulanır, basın da herkese eşit mesafede durur, lütfen
Türk halkı gazeteleri oku ama bir tek gazete veya TV'den haber alma, yoksa seni bal gibi uyuturlar. Diğer görüşleri dillendiren basın yayın organlarınıda takip et, kendin karar ver senin adına karar verilip yorum yapılmasına müsaade etme.
Kıssadan hisse, benim bugüne kadar ki yaşantımda gördüğüm şey, medyanın kurduğu hükümetler, iktidara gelince, kendilerini iktidar edenlere diyet ödüyorlar, bu diyeti ödemek istemeyene oy verin menfaatinize olur.
Güncel Haberler, Spor Dünyasından Gelişmeler, Magazin, Sanat ve Ünlüler Dünyası, Biraz Popilizm, Biraz Duygu sömürüsü Biraz Kışkırtma, Kısaca Can Sıkıntısından Karalanan Ivır Zıvırlar
deniz feneri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
deniz feneri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Eylül 2008
17 Eylül 2008
Medya'da Paralı Silahşör Varmı?
Geçenlerde basına yansıyan bebek balıkçısının detayları ortaya çıkmaya başladıkça bu sorunun cevabıda netleşiyor.
Bebek Balıkçısında Yalçın Doğanla Yemek Yiyen Ahmet Hakan'ın yüksek perdeden patronu Aydın Doğan'ı eleştirdiği ve bu eleştirileri orada bulunan Suna Vidinli'nin duyması ile aslında bazı yazarların patronlarının konuşmalarını ve açıklamalarını yeterli bulmadıkları, ama bunu köşelerine aktarmadıkları gibi bir sonuç ortaya çıkmıştı.
Üstelik Ahmet Hakan'ın aniden Başbakan'a olan tavrı çok sertleşmiş, aynı grupta yazan arkadaşlarının başbakan'ın tavrı için yaptıkları tanımdan yola çıkarsak çizmeyi aşmış, öfkesinin kontrolüne girmişti. Peki Ahmet Hakan'ı bu kadar öfkelendiren neydi? Eminim yakında ortaya çıkar, son zamanlarda hiçbir şey gizli kalmıyor.
Gelelim Deniz Feneri davasına, daha öncede söylediğim gibi "Dağ fare doğurdu" itham var delil ve belge yok. Türkiye'deki bazı medya grupları yolsuzluk rakamlarını anlatırken 100 milyar Euro gibi rakamlara kadar çıkmıştı. Merak eden dava sonucunu çeşitli grupların gazetelerinden bulup okur. Farklı verilen haberleri süzgeçten geçirir ve neye isterse ona inanır. Ama dediğim gibi dağ fare doğurmuştur. Bence bahsedilen rakamlar bir grup için Türkiye'de iddia edilen yolsuzluk rakamları yanında devede kulak kalır. İnsanlar yolsuzlukla suçlanan herkesi, her grubu araştırıp haber yapamazlarsa inandırıcıda olamazlar.
Kıssadan hisse, herkes dümenini kurmuş, işini yürütüyor ne zaman tekerine çomak sokuldu bas bas bağırıyor. Ben dürüstüm ama çalıştırmıyorlar diye, artık Türk insanına hakaret emeyi bırakın lütfen, ayıp oluyor.
Bebek Balıkçısında Yalçın Doğanla Yemek Yiyen Ahmet Hakan'ın yüksek perdeden patronu Aydın Doğan'ı eleştirdiği ve bu eleştirileri orada bulunan Suna Vidinli'nin duyması ile aslında bazı yazarların patronlarının konuşmalarını ve açıklamalarını yeterli bulmadıkları, ama bunu köşelerine aktarmadıkları gibi bir sonuç ortaya çıkmıştı.
Üstelik Ahmet Hakan'ın aniden Başbakan'a olan tavrı çok sertleşmiş, aynı grupta yazan arkadaşlarının başbakan'ın tavrı için yaptıkları tanımdan yola çıkarsak çizmeyi aşmış, öfkesinin kontrolüne girmişti. Peki Ahmet Hakan'ı bu kadar öfkelendiren neydi? Eminim yakında ortaya çıkar, son zamanlarda hiçbir şey gizli kalmıyor.
Gelelim Deniz Feneri davasına, daha öncede söylediğim gibi "Dağ fare doğurdu" itham var delil ve belge yok. Türkiye'deki bazı medya grupları yolsuzluk rakamlarını anlatırken 100 milyar Euro gibi rakamlara kadar çıkmıştı. Merak eden dava sonucunu çeşitli grupların gazetelerinden bulup okur. Farklı verilen haberleri süzgeçten geçirir ve neye isterse ona inanır. Ama dediğim gibi dağ fare doğurmuştur. Bence bahsedilen rakamlar bir grup için Türkiye'de iddia edilen yolsuzluk rakamları yanında devede kulak kalır. İnsanlar yolsuzlukla suçlanan herkesi, her grubu araştırıp haber yapamazlarsa inandırıcıda olamazlar.
Kıssadan hisse, herkes dümenini kurmuş, işini yürütüyor ne zaman tekerine çomak sokuldu bas bas bağırıyor. Ben dürüstüm ama çalıştırmıyorlar diye, artık Türk insanına hakaret emeyi bırakın lütfen, ayıp oluyor.
16 Eylül 2008
Ana Muhalefet ve Yandaş Medya !!!
Türkiye'de garip birşeyler mi yaşanıyor, yoksa ben mi bazı lşeyleri anlayamıyorum? Ülkemin güzide ve duayen gazetecileri Hükümete ver yansın etmekte yeterli ve/veya yetersiz delillerle suçlama yapmakta kendilerini haklı görüyorlar ve bunun basın özgürlüğünden kaynaklandığını söylüyorlar. Tamam bu doğru yanlış tartışmaya bile gerek yok, herkesin görüşü kendince doğrudur. Yolsuzluk olduğuna inanıyorsa ve delilleri yeterli görüyorsa yayınlar.
Benim anlayamadığım ve anlmakta zorlandığım, neden bu bizim cesur ve dürüst bildiğimiz gazeteciler kendi patronları hakkında ortaya atılan iddiaları (tonla) incelemiyor, haber yapmıyorda ne zaman söz konusu gazete, tv, v.b. bir şekilde ayrılırlar veya kovulurlarsa haber yapıyorlar? (Bir kaç tane kendisi ayrılan hariç, zaten bunlar da yaşananları içine sindiremediği için ayrılıyor sonradan anladığım kadarıyla.) Yoksa özgür değiller mi? Onlarda mı birşeylerden korkuyor. Bu inanırıcı olmuyor. Şahsen ben bu gzaeteciler hakkında kafamda yarattığım imajın yanlış olduğuna inanmaya başladım. Hele Almanya'da ki davaya olan tavırları ile Ergenekon'a olan tavırları bunu iyice pekiştiriyor bende.
Bir tarafta Türkiye'de Ergenekon soruşturmasını yürüten savcı, bence çok daha derin, hazırlıklı ve net deliller (dinleme kayıtları, bilgisayar kayıtları, yazışmalar, ses kayıtları, ifadeler, bağlantılar, msn yazışmaları) ortaya koyuyor, diğer tarafta Alman sözde hukukçular. Bence asıl Almanya'da yaşanan tam bir rezillik. Sanki yeni bir şeymiş, suçmus, ciddi bir delilmiş gibi fotoğraf ve video göstererek akıllarda şüphe yarat, sonra çık kendini yalanla ve ne Türk, ne Alman hükümetinden ve yetkililerinden bize baskı yok de, o zaman ne diye gösteriyorsun, amacın ne açıkla, madem bağlantı kuramadın, niye insanları zan altında bırakıyorsun. İsimler ver şüphe yarat, ama, sonra çıkıp bunlara ödeme yapıldığını gösteren bir belge elimizde yok de, bunların suçu kanıtlamakta ne fayda sağlayacağını açıklama, amacını izah etme, sıkıyorsa bunu bir de Amerkan Başkanı veya bir AB ülkesi hükümeti için yap, muhtemelen mahkeme heyetinde Türklere antipati ve önyargı var, başka şeyleri düşünmek istemiyorum çünkü. Herhalde Almanya'da da suçu kanıtlamak için şüpheler kullanılmıyordur, diğer tüm modern batı hukuk sistemlerinde olduğu gibi. Sonra itirafçı ayrı bir komedi, herhalde parayla tutsan ancak bu kadar iyi olur du, resmen, tetikçi gibi bir itirafçı, her tarafa saldırıyor (ben olsam kayıp paralar için söz konusu şahısadan şüphelenir ve onu ve onun ilişkilerini, kişiliğini takibe alırdım, ne kadar güvenilir biri) adam, herkesi suçluyor, ama belge ortaya koyamıyor, (gariptir ki belge sunamayan bu kişi muhasebeden sorumlu bir kişi aynı zaman da, ben olsam kendimi temize çıkaracak belgelerin kopyalarını alırdım) asıl komedi budur ve bunu haberlerine manşet yapıp Ergenekon'u küçük görenlerin yaptığıdır. Göreceksiniz Almanya'da ki olay, "dağ fare doğurdu" lafının tam bir yaşanan örneği olacak.
Sonuç olarak Ergenekon Almanyada yaşanan komdiden daha ciddidir ve anlatıldığının yarısı kadar bile büyük çıksa Cumhuriyet tarihinin entrikacılar ve darbeciler ile en büyük hesaplaşması olacak. Bu büyük olayın, Almanya'da ki sözde skandal'ın gölgesinde kim vurduya gitmesi bence çok büyük kayıp.
Lütfen, Alman savcı, yargıç ve polis müfettişine gösterdiğiniz hoşgörüyü, bunların iddialarına atfettiğiniz önemi, verdiğiniz değeri, kendi savcı, hakim ve polisinizede gösterin. Ergenekon'u ortaya çıkarmak için neleri riske attıklarını, ne tür bir tehdit ve tehlike ile karşı karşıya kaldıklarını bir düşünün, en azından mesleki açıdan ne tür bir tehdit (şemdinli savcısına yapılan) yaşadıklarını görün., sonra suçlamaya kalkın. Lütfen biraz kendi insanınıza değer verin.
Sonuç olarak Ana Medya grubu ve muhalefetin ittifakı ne sonuç verecek göreceğiz. Hükümet başarılı olmayabilir ama, muhalefet ve ana medya tamamen sınıfta kalır. Hele geçmişi bir hatırlayın, bunlar birbirlerine neler demişlerdi, şimdi neden bunları demekten vazgeçtiler ve adı konmamış bir ittifak içindeler, yolsuzluk iddiaları sadece deniz feneri değil ama sadece deniz feneri manşette diğer yolsuzluklar küçük punto köşe buacak saklanıyor, yorumu size bırkmak en iyisi galiba.
Benim anlayamadığım ve anlmakta zorlandığım, neden bu bizim cesur ve dürüst bildiğimiz gazeteciler kendi patronları hakkında ortaya atılan iddiaları (tonla) incelemiyor, haber yapmıyorda ne zaman söz konusu gazete, tv, v.b. bir şekilde ayrılırlar veya kovulurlarsa haber yapıyorlar? (Bir kaç tane kendisi ayrılan hariç, zaten bunlar da yaşananları içine sindiremediği için ayrılıyor sonradan anladığım kadarıyla.) Yoksa özgür değiller mi? Onlarda mı birşeylerden korkuyor. Bu inanırıcı olmuyor. Şahsen ben bu gzaeteciler hakkında kafamda yarattığım imajın yanlış olduğuna inanmaya başladım. Hele Almanya'da ki davaya olan tavırları ile Ergenekon'a olan tavırları bunu iyice pekiştiriyor bende.
Bir tarafta Türkiye'de Ergenekon soruşturmasını yürüten savcı, bence çok daha derin, hazırlıklı ve net deliller (dinleme kayıtları, bilgisayar kayıtları, yazışmalar, ses kayıtları, ifadeler, bağlantılar, msn yazışmaları) ortaya koyuyor, diğer tarafta Alman sözde hukukçular. Bence asıl Almanya'da yaşanan tam bir rezillik. Sanki yeni bir şeymiş, suçmus, ciddi bir delilmiş gibi fotoğraf ve video göstererek akıllarda şüphe yarat, sonra çık kendini yalanla ve ne Türk, ne Alman hükümetinden ve yetkililerinden bize baskı yok de, o zaman ne diye gösteriyorsun, amacın ne açıkla, madem bağlantı kuramadın, niye insanları zan altında bırakıyorsun. İsimler ver şüphe yarat, ama, sonra çıkıp bunlara ödeme yapıldığını gösteren bir belge elimizde yok de, bunların suçu kanıtlamakta ne fayda sağlayacağını açıklama, amacını izah etme, sıkıyorsa bunu bir de Amerkan Başkanı veya bir AB ülkesi hükümeti için yap, muhtemelen mahkeme heyetinde Türklere antipati ve önyargı var, başka şeyleri düşünmek istemiyorum çünkü. Herhalde Almanya'da da suçu kanıtlamak için şüpheler kullanılmıyordur, diğer tüm modern batı hukuk sistemlerinde olduğu gibi. Sonra itirafçı ayrı bir komedi, herhalde parayla tutsan ancak bu kadar iyi olur du, resmen, tetikçi gibi bir itirafçı, her tarafa saldırıyor (ben olsam kayıp paralar için söz konusu şahısadan şüphelenir ve onu ve onun ilişkilerini, kişiliğini takibe alırdım, ne kadar güvenilir biri) adam, herkesi suçluyor, ama belge ortaya koyamıyor, (gariptir ki belge sunamayan bu kişi muhasebeden sorumlu bir kişi aynı zaman da, ben olsam kendimi temize çıkaracak belgelerin kopyalarını alırdım) asıl komedi budur ve bunu haberlerine manşet yapıp Ergenekon'u küçük görenlerin yaptığıdır. Göreceksiniz Almanya'da ki olay, "dağ fare doğurdu" lafının tam bir yaşanan örneği olacak.
Sonuç olarak Ergenekon Almanyada yaşanan komdiden daha ciddidir ve anlatıldığının yarısı kadar bile büyük çıksa Cumhuriyet tarihinin entrikacılar ve darbeciler ile en büyük hesaplaşması olacak. Bu büyük olayın, Almanya'da ki sözde skandal'ın gölgesinde kim vurduya gitmesi bence çok büyük kayıp.
Lütfen, Alman savcı, yargıç ve polis müfettişine gösterdiğiniz hoşgörüyü, bunların iddialarına atfettiğiniz önemi, verdiğiniz değeri, kendi savcı, hakim ve polisinizede gösterin. Ergenekon'u ortaya çıkarmak için neleri riske attıklarını, ne tür bir tehdit ve tehlike ile karşı karşıya kaldıklarını bir düşünün, en azından mesleki açıdan ne tür bir tehdit (şemdinli savcısına yapılan) yaşadıklarını görün., sonra suçlamaya kalkın. Lütfen biraz kendi insanınıza değer verin.
Sonuç olarak Ana Medya grubu ve muhalefetin ittifakı ne sonuç verecek göreceğiz. Hükümet başarılı olmayabilir ama, muhalefet ve ana medya tamamen sınıfta kalır. Hele geçmişi bir hatırlayın, bunlar birbirlerine neler demişlerdi, şimdi neden bunları demekten vazgeçtiler ve adı konmamış bir ittifak içindeler, yolsuzluk iddiaları sadece deniz feneri değil ama sadece deniz feneri manşette diğer yolsuzluklar küçük punto köşe buacak saklanıyor, yorumu size bırkmak en iyisi galiba.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)